« Önceki | Sonraki »

29/8/2008

zincir



Koskoca bulutlar var başımızda bazen masmavi olsalarda altında koskoca bi karanlık saklayan.

İnsanlar var yanımızda bazen yüzümüze gülselerde çoğunlukla arkamızdan konuşan.

Kötülüklere ağzını açmayan insanlar var birkaç iyi adamın arkasından iş çevirenlere göz yuman.

Havalarını başkalarına atan insanlar da var başkalarını kendi dumanlarıyla boğmaya çalışan.

 

Dua eden anneler peşimizde birkaç okunmuş pirinç boğazımızdan geçsin diye uğraşan.

Işıklar var,hayatımızda olmaya devam etsin istediğimiz,bizi ne zaman terk edicek diye beklediğimiz.

Ekranların hepsini zincirleyip atsak mı;içindekiler çıkar mı dışarı?

İstemediğimiz her şeyi hasıra sarıp mısıra mı yollasak?

Her sıkılan kendine küçücük bi köy mü bulsa yoksa?

Beni agresif yaptılar diyen herkes arkasına bakmadan mı kaçsa?

Dünyaya gelirken ne bekliyordum bilmiyorum.

Ama ne bulamadığımı biliyorum.



Sonsuz mutluluk tarlaları olsa mesela,kırmızı çilekler ve.

Kırmızı ışıkların altında yiyelim,yedikçe siz sarhoş,ben sarhoş.

Mutluluktan kalma olalım sabah.

Fırsatçılıktan,çıkarcılıktan değil.

Saçma sapan insanlar ve o saçma sapan insanların hayatımızda olmasını  istemeyen iyi kişiler.

Her zaman kaybeden.

Paçalarımı bıraksın milyonlarca karanlık,

Gözlerimde dans etmesin korkutan yalnızlık.

Selam ederim tüm hayatlara.

Yalnız ve uzaktan gelen çığlıklarla dolu,bakışlara..


11/8/2008

gramofon



Değmeden geçiyorum hayatın yanından,sandalye kapma yarışmasındayız sanki kesik kesik çalıyor şarkılar.

Derinlerden bir gramofon sesi geliyor,içine hapsolmuş saksafonlar,piyanolar..

Biz gibi ,biz gibi hapsolmuş acı acı çalıyor onlar.

İşlerimize gidiyoruz yalanlara binip,başımız önümüzde hep bir şeyler yaptım mı telaşı içindeyiz.

Başkalarının yüzlerinde bakıyoruz kendimize,emir cümleleri oluyor ağzımızdan çıkanlar,geride kalıyor acabalar.

Ezan okunurken hatırlıyoruz yaratıcının varlığını,dualar ediyoruz,geleceğimize dair.

Tek gecelik aşklarda yaşıyoruz,sevdaları..

Halbuki söylenseydi bana masalların iyi bitmediği,kraliçenin pamuk prensesi zehirlediği,

kurdun kırmızı başlıklı kızı yediği,bende bu kadar uğraşmıcaktım belki..

 

10/8/2008

kaçın!




Kendimden kaçıyorum.

Kim ne düşünür derdinden,bunaldım.

Gidiyorum.

Neden'lerden,belki'lerden,hep iyi olma çabasından usandım,kaçıyorum.

Standart insan olma çabasından sıyrılmaya çabalarken,belli kalıplara giriyoruz hepimiz,boş;ne için olduğu beli olmayan kalıplar.

Yakında starbucks tavaf etmeye başlıcaz,olan biten savaşlardan habersiz.

Bir kaç fotoğraf karesinde iyi görünmek uğruna,gerçeklerden bi anlığına kaçıcaz hepimiz.

 

Hayaller akıyor gözlerimden,kimsesiz hayallerimi birilerinin omzunda akıtıyorum heba olmasınlar diye,

İçten gelen cümleler kurduğumu sanıyorum,kendimle çelişiyorum habersiz.

Her saat başı biri ölüyor,akreple yengeçten kaçarken ve biz başka hayat hikayelerini bilmeden;

bilmeden yürüyoruz vitrinlere bakarken.

Bir masada ziyafetler kuruluyor gelen misafirlere,gösteriş yapmak için belki,

bir diğerinde aç kardeşler kaşık sallıyor içinde ne olduğu bilinmeyen yemeklere,

ve biz kameramızı kapıp vah vah diyerek koşuyoruz peşlerinden insanlık dramı;

insan olmak başlı başına bir dram,yapmayın bu gerçeklerin gözlere yansıması.

Utanıyorum!

 

Yatakta düşünüyoruz,bir günün nasıl heba olduğunu;hep aynı akşam hep aynı

ve bir kez daha üzülüyoruz yapamadıklarımıza,

ertesi gün yine aynı şeyler oluyor,hızla kaçıyoruz kendimizden bir kez daha.

Manasız yaşıyoruz,bir kaç bira içip bir sigara tüttürüken mutlu oluyorz artık,

bencilliğimizin son demlerini yaşıyoruz,

kaçın kendinizden arkanıza bakmadan,

ben öyle yapıcam.


25/7/2008

..Yol..




 İnanma kimseye inanma..

Artık anla yalnızsın,kalabalıklar içinde..

Sonu gelmeyen bir klişe ..

Klişeler,yanlış mıdır?

Bilmiyorum ama onlarla dolu bir hayatım olucak muhtemelen,yıllar sonra da

Bu kadar farkındalık yeter;

fark yaratmak olmasaydı amacım,ne işim vardı burada?

Allahım sen fikir ver insanlara..

Buruk biraz içim,aynı anda bir çok şey seyir halinde

loblar arası karayolunda..

Sonbahar gelsin istiyorum,yağmur yağsın üstüme..

Şehirler yağmurlarla güzel..

Düşüncelerimde yıkanır,inanmamak da bir mesele olmaktan çıkar belki..

Belkileri mi biriktirdiğim turşu kavonuzunu bankaya götürüp,

Vadeli bir hesap açtırmak istiyorum,hayaller bankasına..

Hortumculara ağır cezalar verilsin ama düşmeden gözümden genç yaşlar,yaşlı acılardan sonra..

Sonracığıma;belkilerim birikirken bankada,benimde bi kaç iyi adam olsun yanımda..

Kendileri kadar beni de düşünsünler bende çay yapıp börekler açarım onlara..

Oda oda içinde..

Yalnızlıklar peşimde..

Kaçıyorum son hız,pitsıtopa girdiğimde yakalanıyorum..

İki saniye sadece,iki saniyede ne kadar iyi anlaşılıyor her şey di mi?

Tek lazım olan iki saniye bakabilmek birinin yüzüne..

9/7/2008

kalp

             
             
            Kalbimi kırdım.

             Kendi kendimi ağlattım.

             İstemeden bir karıncayı ezdim.

             Büyüdükçe hayat derdinden bunları düşünmeyecek olmama üzüldüm.

             Yaşadığıma şükrettim.

             Şükürlerim toplumda yanlış anlaşılır diye korktum.

             Korkularımdan köprü yapsam bir çok şeyin üstünden geçebileceğimi düşündüm.

             Düşünmelerimden bıktım.

             Bıkkınlıklarımı değiştirmeye çalışıp:

             Değiştirdiklerimden ders çıkardım.

             Ders çalışa çalışa aslında hiçbir şey yapmadığımın farkında vardım.

             Farkındalıklarımın acı verdiğini hissettim en derinimde..

             Derinlere fazla inmemek gerektiğini,orda acıdan başka bir şey olmadığını öğrendim.

             Öğrendiklerim aslında öğrenemediklerimdi.

             Ve o öğrenemediklerimden dolayı ağladım her seferinde..

             O seferlerden gelicek biri olmamasına şaşırdım.

              Ve benim seferimin bitişinde ne olucağı hakkında merakta kaldım.

             Merakta..